Serdar Havsut: 'Bu teşkilattaki herkes kendi için bir şey yapıyor.'
Mayıs ayında Torbalı DEVA Parti İlçe Başkanı olarak görevlendirilen Serdar Havsut, Büyük Torbalı Gazetesi Haber Müdürü Seda Tener'in sorularını cevapladı. Havsut, AKP'ye geçen İlknur Demirtaş'ın kulis bilgilerini, DEVA Partisi'nin Torbalı'daki amaç ve isteklerini anlattı
-Serdar Bey ilk önce sizi tanıyalım. Serdar Havsut kimdir?
-1982 Sivas-Divriği doğumluyum. 2004 yılına kadar Sivas ta yaşadım ve 2004 yılında Ankara'ya yerleştim ,10 yıl Ankara da yaşadıktan sonra 2014 yılında Torbalı'ya geldim. Lise mezunu, 2 çocuk babasıyım. Şu anda geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren bir firmam var. Bunun yanı sıra daha önce yürüttüğüm emlakçılık işiyle ara ara ilgileniyorum. Torbalı'da da yeni bir siyasetçi olarak faaliyet gösteriyorum.
-Fabrikanızdan bahsedelim. Bu sektöre nasıl girdiniz? Baba mesleği miydi?
-Hayır babam devlet memuruydu. Benim de devlet memuru olmamı çok isterdi, Ama ben maaşlı olarak çalışmayı değilde , her zaman kendime ait bir işi yapmayı istiyordum. Ankara'da bir dönem inşaat ve gayrimenkul sektöründe çalıştım. 2014 yılında buraya geldiğimde artık emlakçılığın bana hitap etmediğini düşündüm. Zaten çok severek yaptığım bir iş değildi.Hep üretime dayalı bir şeyler yapmak istiyordum ama ne yapacağımı bilemiyordum. Torbalı'ya ilk geldiğim zaman kardeşlerimle metal geri dönüşümü üzerine ufak bir işletme açtık ve geri dönüşüm sektörüne ilk girisimiz böyle oldu. Daha sonralarda ilgilendiğim bir sporda tanıştığım arkadaşım bize kendi ihtiyacı olan bir hammaddeyi temin edip etmeyeceğimizi sordu. Araştırma yaptığımda aklıma da yattı. Aslına bakılırsa arkadaşlık ilişkisiyle ortaya çıkan bir iş oldu bizimkisi. Bir de üretime yönelik bir iş yapmak istediğim için plastik geri dönüşüm sektöründe çalışmaya başladık. Zamanla kendimizi geliştirerek kapasitemizi arttırdık. Şuanda da üretimin bir basamağı olan plastik hammadde sektöründe faaliyetlerimize devam ediyoruz.
-Spordan bahsettiniz. Aslında sizi araştırırken benim de ilgimi çeken bir sporla, Field Target (Arazi Atışı) ile, ilgileniyorsunuz. Bu spora nasıl başladınız? Sizi çeken neydi?
Divriği doğumluyum demiştim bizim orada avcılık sevilen bir sosyal aktivite olarak tercih edilirdi . Ben de çocukluğumdan beri babamla ava giderdim. Ankara'ya yerleştikten sonra avcılık sporuna ara verdim. Bir süre sonra da canlılara zarar vermek vicdanen rahatsız etmeye başladı . Atış yapmayı sevdiğim için havalı tüfek atışlarını araştırmaya başladım. Yurtdışında yapılan Field Target sporu ilgimi çekti. Türkiye'de de bu spor alanının kurucularından biri olarak, birkaç kişi ile girdiğimiz yolda 2013'te kendi federasyonumuzu kurduk, 2013 yılında Avrupa Fedarasyonuna kurucu üye, Dünya federasyonuna üye olduk.Resmi ilk yarışmamızı 2013'te gerçekleştirmiştik. O zamandan beri yarışmalara ve faaliyetlere devam ediyoruz.Pandemiden önce yılda en az 4 tane yarışma oluyordu ama tabi pandemiyle bunlar biraz aksadı.
-Torbalı'da böyle bir faaliyet var mı?
-Adnan Yaşar Görmez ile bunun için iletişim kurmaya çalıştım zamanında.Ayrancılar'daki Efeoğlu Mesire Alanı'nda yarışma düzenlemek istemiştim ancak üç gün üst üste gitmeme rağmen Adnan Yaşar Görmez'den randevu bile alamamıştım. O süreçten sonra biz de Karabel'i kullanmak için harekete geçtik.Şuan ise Türkiye'de sabit tek parkur bizim kendi katkılarımızla yaptığımız Karabel'deki parkur…
-Yavaştan siyasete giriş yapalım. Sizin siyasi geçmişiniz nedir? DEVA ile yollarınız nasıl kesişti?
-Benim bir siyasi geçmişim yok aslında. Bir siyasi partiye üyeliğim olmadı. Benim siyasete girişim şöyle: bundan kısa zaman önce yurt dışında yaşama planları yapmaya başlamıştım, bu konuda baya da yol almıştım. Ama iç sesim hep bir 'yapma, etme, gitme' diyordu. Şuan her ne kadar mali durumumda bir sıkıntı olmasa da son zamanlar gelecek kaygısı yaşamaya başlamıştım. Özellikle çocuklarım için endişeleniyordum, en basitinden eğitim konusunda sıkıntılar yaşayacağını düşünmeye başlamıştım.Bu kaygılarımı biraz da Ali Babacan engelledi diyebilirim. Bunu düşündüğüm dönemlerde Ali Babacan AKP'den ayrılmıştı. Ali Babacan'ın kişiliğini ve politikalarını her zaman beğeniyordum. Siyasette adının olumsuz bir olaya karışmamış, olmaması DEVA'yı seçmemdeki unsurlardan bir tanesiydi. Genelde siyaset kavgacı bir işleyişle yürütülür. Mevcut yönetimleri eliştirerek siyaset yapacağız ama bunun çok fazla dozunu kaçırarak kendi projerimizi geri planda bırakmamamız lazım. DEVA Partisi'nde de ben bunu gördüm.
O dönemde evet rahatsızlıklarım vardı dediğim gibi. Ülkemde bazı şeyler kötü gidiyor, gelecekten kaygılıydım ama benim bu noktalara gelişimin kaynağı da ülkemdi. Benim de bu yüzden elimi taşın altına koymam gerektiğini düşündüm. Tek başına ne yapabilirsin değil de benim gibi insanlar bir araya gelince neler olabileceğini düşündüm. İlçe başkanı olma gibi bir niyetim de yoktu. Ben sadece burada görev alıp, bir kişinin elini tutabilmek için partide yer almıştım. Nasip oldu ilçe başkanı olduk, buradaki görevleri de arkadaşlarımızla beraber yerine getirmeye çalışıyoruz. Burada düzgün bir şeyler yapıyorsak beraber olduğumuz içindir.
-Siz bu göreve İlknur Demirtaş'ın partiden ayrılmasının ardından geldiniz. Bu durumun kulis bilgilerini açıklayabilir misiniz?
-Rahmetli İsmail Uygur'un ölümünden sonra gerçekleşecek olan seçimde partimizin kararı netti. Genel Merkez ilçede vatandaşın aldığı karara saygı duyarak meclis seçiminde de İttifakı destekleyecektik. Ama o zamanlar bir çok pazarlık dönmüş. Bazı şeylerin netleşmesi ardından her şey ortaya çıktı. Bunun üzerine genel merkezimizin kararıyla İlknur Demirtaş görevden azledildi. Her ne kadar basına görevden istifa etmiş gibi yansıtılsa da durum öyle değildi. Alınan karar haliyle yönetimdeki arkadaşlarla paylaşıldı. Bazı arkadaşlar bunu içselleştirerek İlknur Hanım'a sitem etmek için telefon açtı. İlknur Hanım azledileceğini öğrenince kendi istifa ederek AKP'ye geçmiş gibi yansıttı.
-Sizin görevi aldıktan sonra sahada tepkiler nasıl oldu?
-Olumsuz bir tepki almadık aslında. Çok nadiren sitem eden insanlar oluyor. 'Sizin genel başkanınız da AKP'den ayrıldı' tarzında yaklaşımlar oluyor ancak bizler de bunun sebeplerini açıklayınca olumlu yaklaşıma dönüşüyor.Genelde hoş karşılanıyoruz. Tanınmaya başladık da. Bu ilişkiler artınca daha güzel olacağına inanıyorum.
-Torbalı'nın yerlisi olmadığınız için bir tepki aldığınız oldu mu?
-Aslına bakarsanız hiç böyle bir yaklaşımla karşılaşmadım. Zaten Torbalı çok göç alan bir yer bunu benimsemiş vatandaş da. Siyasetçiler de çok der 'doğduğun yer değil doyduğun yer' diye gerçekten de öyle. Biz buraya bir şey yaparken bu illaki bize de yansıyacaktır. 'Ben kendim için bir şey yapmıyorum' derler hep. Hayır ben kendim ve çocuklarım için bir şey yapıyorum. Bu teşkilattaki herkes kendi için bir şey yapıyor. Çünkü biz Torbalı'dabir şeyleri iyileştirdiğimiz zaman ondan biz de yararlanacağız.
-Saha çalışmasında son zamanlarda üretici ve çiftçiye yönelen kesimsiniz. Bu aslında Genel Merkezi'nizin işleyişi doğrultusunda gerçekleşiyor. Ancak bu Torbalı'da nasıl işliyor? Torbalı'da bu çalışmalardaki amacınız nedir?
-Üretmeden tüketen bir toplum haline geldik ve bu sorunu her gün enflasyon olarak yaşıyoruz. Bir markete gittiğimizde her gün cebimize yansıyan fiyat artışlarını görüyoruz. Mevcut hükümet de üretici hakkında hala bir politika geliştirmiyor. Biz şunun farkındayız; üretici olmadan ülkemizin ekonomisin düzelme veya gelişme gibi bir şansı yok. Bunun temelini de çiftçi oluşturuyor.Soframıza gelen ekmekten tüm temel gıdamız çiftçinin el emeğinden geçiyor. O yüzden çiftçinin üretmesi lazım, çiftçinim desteklenmesi lazım. Bu konuda genel merkezimiz de 356 günlük eylem planında gerçekleştirmek için çalışmalar yürütüyor.Bu projelerin hepsi hazır, inşallah iktidara gelirsek hızlıca uygulamaya geçeceğiz. Üreticimizi daha çok kazanan ve üretmeye daha hevesli bir hale getirmek için çalışacağız.Bunu oluşturduğumuz zaman bu sanayiye de yansıyacaktır. Bu zincirin halkası olarak düşünüyorum ama tabi halkanın birleştiği yer çiftçimiz.
-Genel Başkanınız Ali Babacan'ın AKP'ten geçmiş olması algılara neden olabiliyor. Fakat genel görüşünüzde her kesime yer veriyorsunuz. Bu dengeyi Torbalı'da nasıl sağlıyorsunuz?
-Aslına bakarsanız burada korumamız gereken bir denge de yok. Biz işi olması gerektiği gibi yapıyoruz. Şimdiye kadar hep siyaset ideolojiler üzerinden gelişiyordu. Kimisi merkez sağ, kimisi merkez sol gibi. Ama ülkenin geneline baktığınızda ülkeyi sadece belli bir kesimin yönetmesi çok da doğru gelmiyor bana. Çünkü kendi ideolojileri ile ülke yönetenler diğer ideolojilere saygı duymuyor ve bu hep bir ayrıştırma sebebi oluyor.Deva Partisi benim görüşüme bakarsanız bir ideololojiye hizmet etmiyor. Partimize çok farklı görüşlerden arkadaşlar geliyor. Tam bir harman sağlanmış durumda ve biz bunun faydasını görüyoruz. Farklı noktalarda, farklı çalışmalara yapmamıza faydası oluyor. Burada da ilkeler ve ideallerle siyaset yapılacağını DEVA Partisi'nde gördüm. Biz de biraz hümanizme dayalı siyaset yapıyoruz.
-Torbalı'da 6-7 aylık süreçte partiler arasında en çok gençlik faaliyeti yürüten tek parti olarak konumlandırabiliriz sizi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Siyasetin olması gerekeni bu bence. Şuan 40 yaşındayım kendimi hala yaşlı saymasam da gençlere baktığım zaman onların daha hareketli ve üretken olduğunu görebiliyorum. Gençler bizim baktığımız pencereden bakmıyorlar biraz daha cesurlar bu konuda. O yüzden siyasetçilerin büyük çoğunluğunun gençlerden oluşması gerektiğini düşünüyorum. DEVA Partisi de gençlik ve kadın kotası olan bir parti. Bu dayanakla da gençlerin siyasette daha etkin rol alabilmesi için çabalıyoruz. Gençlere sadece seçim zamanı bayrak astırmak veya sağa sola koşturacak işlerde kullanmak değil de onları ön saflarda yer almasını istiyoruz.
-Son sorum ile röportajımı sonlandıralım. Torbalı'da DEVA Partisi ne yapmak istiyor?
-Torbalı'da gördüğümüz birçok eksik var tabi. Yöneticilik sadece park, bahçe, yol yapmak değil, aslında burada insanların hayatına dokunabilmek, gerçekten eksiklerini tamamlayabilmek. Yerel yönetimlerin biraz da bunlara ağırlık vermesi gerekiyor. Bizim hayalimiz tam bir sosyal belediyecilik yapabilmek. Çiftçimizin,işçilerimizin, öğrencilerimizin, çocuklarımızın eksiklerini tamamlamak ve bu şekilde çalışmalar yürütmek istiyoruz.
Röportaj: Seda TENER
#gallery-1{ margin:auto; } #gallery-1 .gallery-item{ float:left; margin-top:10px; text-align:center; width:50%; } #gallery-1 img{ border:2px solid #cfcfcf; } #gallery-1 .gallery-caption{ margin-left:0; } /* see gallery_shortcode() in wp-includes/media.php */