Müziksiz yasayamaz ölürler
Issizlik, yoksulluk ve ötekilestirilmek dahi onlari müzikten koparamiyor. Enstrümanlariyla çaldiklari müzikler yoksul sokaklarda inlerken bu neseli melodilere her kadin ve erkek tempo tutuyor. Dans edenler de sarkilarin ritmiyle cosuyor   Binlerce yillik sürgün hikâyelerinin baskahramanlarindan biridir Romanlar. Asirlar boyunca göçebe toplum olarak yasadilar. Dere kenarlari, sazlik alanlar ve bos araziler vazgeçilmez yasam alanlari oldu. Doga [&hellip]
Issizlik, yoksulluk ve ötekilestirilmek dahi onlari müzikten koparamiyor. Enstrümanlariyla çaldiklari müzikler yoksul sokaklarda inlerken bu neseli melodilere her kadin ve erkek tempo tutuyor. Dans edenler de sarkilarin ritmiyle cosuyor
Binlerce yillik sürgün hikâyelerinin baskahramanlarindan biridir Romanlar. Asirlar boyunca göçebe toplum olarak yasadilar. Dere kenarlari, sazlik alanlar ve bos araziler vazgeçilmez yasam alanlari oldu. Doga ile bütünlesme kutsaldir onlar için. Tabiatla kardes bu topluluk, 21. Yüzyildünyasinda konar-göçerlik halini gitgide yitirdi. Kentlerde yine terk edilmis bölgelerde kaderleriyle basbasa insanlar olarak yazar-çizerlerin kayitlarina geçtiler. Onlari yasama baglayan ve vazgeçemedikleri tek öge ise müzik. Yoksul olmalarina ragmen renkli yasamlariyla taninan Roman mahallelerinde 7’den 70’e herkes müzikle iç içe.
TEK MIRAS MUZIK
Romanlar için müzik atalarindan kendilerine kalan tek miras. Klarnet, davul, darbuka ve keman gibi müzik enstrümanlarini daha çocuk yaslarda ellerine alan Roman çocuklari, ilerleyen yillarda bu sanat sayesinde kimi zaman dügünlerin kimi zaman da gece kulüplerinin vazgeçilmez sanatçilari arasinda yer aliyor.Ellerindeki klarnetle sokagin orta yerinde gencecik çocuklar tarafindançalinan sarkilara kimi zaman dans ederek kimi zaman da alkis tutarak katilan kadinlar müzigin bu bölgelerde ne derece sevildiginin bir örnegi olarak karsimiza çikiyor.
MUZIK RITMIYLE KAYBOLAN RUH
Kültür ve yasama biçimleriyle, bu ülkenin cografyasinda hep dislanmis ve ötelenmis bir topluluk olarak görülen bu halk kendilerine karsi ön yargili davranildiginin ifade ediyor. Gündelik hayatta ve yasam biçimleriyle en somut ayrimciligi hep bu topluluk yasiyor. Tenlerinin karasi, sokak ortasindaki çocuklarin kirle kaplanmis yüzleri ve parçalanmis giysileri, onlara karsi hep bir ön yargi olusturdu. Ama Romanlar bu ülkenin en güzel renginden ve mozaiginden bir parça. “Doga bizim için kutsal ama müzik yasam tarzimiz” diyen bu insanlarin ülkelerinden istekleri iyi bir yasam, iyi bir gelecek ve iyi bir egitim.
MUZIK TUTKUSU AILEDE BASLIYOR
Rahat yasamlari ve müzige olan tutkulariyla toplum nazarinda marjinal olarak nitelendirilen Romanlar, tüm ön yargilara ragmen hayati hep dolu dolu yasiyor. Onlari en mutlu eden sey ise müzik. Enstrümanlariyla çaldiklari müzikler yoksul sokaklarda inlerken, bu neseli melodilere her kadin ve erkek tempo tutuyor. Küçük yaslarda ellerine klarnet alarak müzige “Merhaba” diyen Roman çocuklari ise babalarindan ögrendikleri sarkilari ömürlerinin sonuna kadar sürdürüp çocuklarina aktariyor. Vedat GÖKÇAY