Türkiye’nin geldiği durum ortada: 5 ayda Ankara’da 3 patlama. Yaklaşık 200 vatandaşımız öldü. Neticede ülke insanı ölüyor, STK ve siyasi partiler nutuk atıyor. Kimi lehte, kimi aleyhte. Fark eden bir şey yok. Dikkat ettiyseniz daha önce terör olayları ile ilgili her türlü haberi yayınlıyorduk. Terörü lanetleyeni, hükümeti eleştireni, kim ne diyorsa yazıyorduk. Bu sefer açıklamaları koymadık. Kimseyi de arayıp ne düşünüyorsunuz diye sormadık. Yine aynı şeyler söylenecek. Değişen hiçbir şey olmayacak. Ülkenin üzerinde oyun oynayanlar ise kenara çekilip kıs kıs gülecek. Dünya savaşı artık vekâleten yürütülüyor. Süper güçlerin terör örgütleri var. Bu örgütlerin hepsi namlusunu Türkiye’ye çevirmiş.
Peki, neden.
Çünkü değişen bir şey yok. Herkes konuşuyor, nutuklar atılıyor. Ama insanımız ölmeye devam ediyor. Devlet tektir, millet ve bayrak da tektir. Konuşarak toplumu germeye, kutuplaşma yaratmaya, yeni acılara kapı aralamaya kimsenin hakkı yok. Tek Türkiye için varım, diyen bir adım öne çıksın. Yoksa nutuk atarak, elindeki megafon ile acılara acı katarak kimse bir yere varamaz. 40 yıldır terör insanımız vuruyor. Peki, ne değişti. Konuşanlar değişiyor, konuşulanlar aynı. Ölende hep gariban, hep ülkenin saf ve temiz insanı. Benim için hayat devam ediyor. Yazarak çizerek, bağırarak kimseyi sevindirmek veya üzmek istemiyorum. Türkiye’nin Suriye olmaması için, ülkeme olan sevgimi bildirmek için, terörü lanetliyorum ama nutukçulara da pirim vermiyorum.
İBRAHİM KAYA BELEDİYE’YE DÖNDÜ
Dün güne İbrahim Kaya’nın Başkan Görmez ile görüşüp Torbalı Belediyesi’nde işe başladığı haberi ile başladım. İlk etapta pek inanmadım fakat sonrasında Facobook’ta Başkan Danışmanı Halit Tunç, İbrahim Kaya ve Tarkan Türkmen’in birlikte çekildiği fotoda “Halit Tunç Abi’mizle yerel gücümüzü birleştirdik. Gümbür gümbür geliyoruz Torbalımıza hayırlı olsun..” notunu görünce haberin gerçek olduğunu anladım. Sonrasında belediyeden birkaç yetkili ile görüşünce, haberin gerçekten de doğru olduğunu gördüm.
Kendi adıma bu olaya sevindim. Çünkü İbrahim Kaya’nın ne kadar zor şartlar altında olduğunu ben biliyordum. İsmail Uygur’un başkanlığı sona erince Torbalı Belediyesi’nden çıktı, cezaevine girdi, sıkıntı çekti ve daha neler neler… Belediye’de inşallah faydalı işler yapar. Torbalı hepimizin, neticede bu ilçede yaşıyoruz.
Fakat benim bu vesile ile bir olayı gündem getirmek istiyorum. Geçmişte ben İbrahim Kaya ile arkadaş olduğum için Başkan Görmez ve çevresi beni aforoz etmeye çalışıp olmadık dedikodular yayıyorlardı. Şimdi İbrahim Kaya ile birlikte çalışmaya başladılar. Demek ki beni eleştirmelerinin sebebi kıskançlıkmış. Feyim Özçelik Ege Gazetesi’ni almak istediğinde de engellediler. Demek o da benim yaşadığım sorunun aynısını yaşamış. Ama politika bu; neyin nereye gideceğini, kimin dost kimin düşman olacağını bilemiyorsunuz. İbrahim Kaya dün Uygur ile birlikte AK Parti’ye muhalifti şimdi ise yeniden Belediye Başkan Danışmanı oldu. CHP’li kimliğinden taviz vereceğini zannetmiyorum. Ama işi ve mesleğe olan sevgisi gereği Görmez’in kamuoyu algısının en iyi şekilde olumlu olması için çalışacağından şüphem yok. Çünkü yola çıktığı insanı satmaz, o konuda kendini ispatlamış bir insandır. Hem Belediye Başkanı hem de İbrahim Kaya’ya tekrar hayırlı olsun.
İSPANYA BASINI TORBALI’YA GELDİ
Pazartesi günü öğleden sonra işimiz bitmiş İnternette son dakika haberlerine bakıyorum. Malum her haber sitesinde Ankara olayları, farklı yorumlar. Hele sosyal medyada ilmi siyaset hat safhada, neyse bu konuya girmeyeceğimi yukarıda belirtmiştim. Metin Gürbüz yukarı koşarak geldi ‘Abi yabancılar var aşağıda makara tam senlik’ dedi. Aşağı indiğimde misafirlerin İspanyol ve gazeteci olduklarını öğrendim. Hep derlerdi yabancı dil nankördür, evet çok iyi değildi İngilizcem bildiklerimizi de unutmuşuz diyebilirim. İlk önce cadde ve sokak numarası gösterdiler, sonra Suriye kampına gitmek istediklerini söylediler. Araçları vardı beni takip ettiler beraber gittik. Semih Yanıkbaş’ın kampta çok tanıdığı olduğunu bildiğim için beraber gittik. Kampa yaklaştığımızda futbol oynayan gençleri gördüm, içeri girdiğimizde ise aracın etrafını saran çocukları Semih kovaladı. İngilizce bilen bir Suriyeli vardı, İspanya’lı gazetecilerin sohbeti başladığında araştırma başlamıştı. Kampta en büyük sorun 3 gündür elektrik ve suların kesilmesiydi. Yabancı dilin yetersiz kaldığı yerde Google çevirici imdada yetişiyordu. El Mundo Gazetesinde çalıştıklarını öğrendim, isimleri Alejandro, Belinda ve Ernesto idi. Kendilerine akşam yemeği söylemek istedim ancak Suriyeliler ile yiyeceklerini söylediler. Geceyi nerede geçireceksiniz dediğimde müsaade ederlerse kampta kalacağız, dediler. Suriye’ye dönmek istiyor musunuz soruları soruyorlardı. Ben teklif edilen çay ve yufkayı yemez, çekinirken İspanyollar ikinci çayı istiyor ve yufkayı kendi elleri ile tekrar koparıyorlardı. Unutmuşuz, gazeteci çekinmez bilgiyi almak için gerekirse kılık değiştirir. Artık Facebook’ta arkadaş olduk, kartvizit verdiler yolumuz düşerse bir çaylarını içeriz.