BİNLERCE yıldır hiç değişmeyen ilahi kural,” İnsan doğar büyür, yaşar, koşturmaca dediği bazı hedeflere ulaşmak için çalışır ve günü geldiğinde (Halk tabiri ile) geldiği yere geri gider.”
İnsan yaşamında sayısız yürüyebileceği hedefler vardır. Bunların kimi beceri ister, kimi dünya varlığı ister, kimide güç ister. Doğrusu budur, ama herkes bu doğruya uyarak haddini bilip hedefini seçmez. Kimisi varlığı ile güç satın alır, kimisi gücüyle varlığı teslim alır, kimide akıl ve hünerleri ile her ikisini de kullanır.
İlk bakışta “Ooooh ne güzel “Aklı olan yaşasın” halk sadece bu tarafını bilir ve alkışlar…
Gideceği ebedi hayatını hesaba katmadan, Şeytan sofrasını görmeyen halk kitlelerini aldatanlar hedefe yürürken “Bir daha! Bir daha!” Derken son hedefte kendilerini vururlar. İşte bu ilahi adaletin yalan dünyadaki tecellisidir. Bu dünya zaten ahretini düşünenler için bir “İbreti alem”dir.
‘Geçinecek kadar gelirim, bir evim, bir arabam olsun’la başlayan düşünce, ‘Torbalı benim olsun, bütün paralı işleri ben yapayım, herkes beni konuşsun’a kadar çıkar. Geriye bakıp gidenlerin kim olduklarını nasıl yaşadıklarını nelere sahip olduklarını unuturlar.
Hani ben sık sık yazarım ve sohbetlerimde de söylerim “İnsanın en çok 85 yaşında bastonu eline alıp sokağa çıktığında daha çok saygıya ve sevgiye ihtiyacı vardır.” Bakın ilçemize, şayet 20 yıldan fazladır buruda yaşıyorsanız, şeytanla hedefe yürüyenleri bilirsiniz, gidenler nasıl gitmiş, kalanlar nasıl yaşıyor onları da çok iyi bilirsiniz.
Sevgili yeni başkanlar, değerli yeni yöneticiler bunlar sizlere birer ibret olsun. Bilmiyorsanız sorun öğrenin. Yalanın, kandırmanın ve toplumu aldatmanın mutlaka bir bedeli vardır. Hiç kimse, bulunduğu hedefe doğru gelmemiş ve doğru durmuyorsa, mutlaka Torbalı halkı onun düşüşünü görecektir. Kendini yıllarca çok iyi gizlemiş olabilir, makam mevki para, güç sahibi olabilir ama içinde şeytan eli bulunan hiçbir güç yenilmez değildir. Halk bir gün gelir olmayacak zamanda olmayacak bir ortamda “Bulunmaz Bursa Kumaşımısın” deyip kenara atıverir, atılıverirsin.
Siyaseti bilen ve aklı olan kim derdi ki; Adnan Yaşar Görmez Belediye başkanı olacak. Oldu kardeşim! İlahi adalet nelere kadirdir. İlahi adalet birilerini çok sevdiği için değil, birilerini cezalandırmak için gerçekleşir. İlerde göreceğiz, Acaba sevgili başkan için ilahi adalet nasıl tecelli eder. O’nu ben şu anda bilemem kimse de bilemez. Kendi vicdanını en iyi bir Allah birde kendi bilir. Daha önünde uzun zaman var.
Bizleri yaratan bile “Ahirete” rahat gidelim diye tövbe kapısını son nefesimize kadar açık bırakmamış mı? Vicdanına hesap veremeyen Yaratanına hesap veremezmiş. Ben demiyorum. Bilmeyen varsa sorsun öğrensin veya okusun öğrensin.
Aklı Ahmet’den, gücü Mehmet’den, alkışı sokaktan almış fanilerin bıyık altından güldüğünü hissediyorum. Alınanlar mutlaka bir gün geri verilecektir. Verenler mutlaka verdiklerinin karşılıklarını isteyecektir. Sende ne pahasına olursa olsun ya onlara bir kılıf uydurarak şeytanla işbirliği yapacaksın. Ya da istediklerini vereceksin. “Değneğin her iki tarafı da ……?”
Duruşunu, değiştirmeyenlerin malzemesi de gücü de aklı da Allah’a şükür vardır. Akıl ve güç inkâr edilmese bile yine de “para” şeytanın en güçlü anahtarı. Karnını aç bırakıp sonra doyurduğun her fani mutlaka karnını doyurana aldanacaktır. Çünkü “Rızkı veren Allah’tır” şuuruna eremeyen garipler ne yapsın?
Bu gün, kahve köşelerinde her melanetin başının “Siyonist İsrail bar” diye bağıranlar biliyor musunuz? 2007 yılında İsrail Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmasını, Büyük Birlik partisi lideri Merhum Muhsin YazıcıoğluMilletvekili olarak tek başına protesto etmiş ve meclise girmemiştir,
“Türkiye’ye, kavga eden iki tarafı bir araya getiren, o ikisinin ellerini kavuşturan, AB nezdinde daha itibar kazanmış ve dünyada Ortadoğu’da arabuluculuk yapabilecek bir ülke görüntü verilmiştir. Bunların olumlu taraflarını da görüyorum. Ancak birilerinin bu işleri tamamen de yutmadığımızı bunların sadece sahneye konan bir fotoğraf olduğunu, asıl Ortadoğu’da yapılmak istenenlerin farkında olduğumuzun gösterilmesi lazımdı. Ben bu farkında olduğumuzu gösteren bir simge olarak TBMM’de maalesef tek başıma kalarak bir tepki gösterdim” sözleri ile duruşunu ve tepkini göstermişti.
“Dost gücümüzü, düşman görevimizi gösterir.” Atalarımız bizim rehberimizdir.
Biz o duruşların ve hedeflerin temsilcileriyiz. Hedef, “Nizamı Âlem, Allah rızası” Ne pahasına olursa olsun yanlışa karşı çıkmak bizim Milli duruşumuzdur. Yanlışı gördüğümüz de inandığımızda mutlaka yüzünüze vurulacağını bilenler, bizden uzak duranlardır.
Yüzüne vurduğumuz çok dost dediklerimiz bugün yüzümüze bakacak yüzü bulamıyorlar. Yalanlarını ve yanlışlarını yüzlerine vursak da onlar yine de kardeşlerimizdir, saflarında doğru durdukları sürece de tekme vurup bir kenara fırlatmayız. Ama bunun da idrakinde değiller maalesef!
Kusur yüze vurulmazmış. Doğrudur ama bunlar kusur işleseler öper başımıza koyarız, bunlar resmen yalan üzerine inşa ettikleri şeytan sofrasına oturuyorlar. Bizleri de o sofraya sıkılmadan davet ediyorlar.
Atalarımız çok güzel söylemişler “Mide hastalığın evi, perhiz tedavinin başıdır” Sizlere afiyet olsun beyler biz almayalım. Allah’a emanet olunuz