Feyzullah Turan

BİZE İTİDAL YAKIŞIR!

Feyzullah Turan

SON yılların en önemli konusu, ülkemizi direk ilgilendiren ve dünya kamuoyunun da önemli gündemini oluşturan, Ortadoğu, Suriye -Türkiye ilişkileridir. Ülkemizin aklıselim siyaset bilimci aydınlarımız da aynı konuya işaret etmektedirler.

Avrupalının 11. yüzyıldan beri devam eden ve daha da büyüyen arzu ve hırsları, İslam dünyasını koruyan ve kollayan en büyük güç olarak gördükleri Türkleri Anadolu’dan atmak, kutsal ve zengin toprakları Müslümanların elinden almaktır.

O zamandan bu zamana kadar geçen süre içerisinde, Doğunun zenginliklerine uzaktan bakan, Avrupa, koskoca bir Osmanlı’nın yıkılmasında oynadığı oyunları hiç durmadan günümüze kadar oynamış ve bundan sonra da oynamaya devam edecektir. Ortadoğu’ya ve Türkiye-Suriye ilişkilerine bakarken de bu gerçekleri bilerek bakmak gerektiğini düşünüyorum.

11.yüzyıl sonlarında Hrıstiyan Avrupa’nın başlattığı Haçlı seferlerinin dini, siyasi ve ekonomik nedenlerini hatırlayalım, bilmeyenlerin hemen internetten öğrenmeleri mümkündür. Bugünkü dünya gerçeğinde, Haçlı seferlerinin bir başka versiyonu uygulanmaktadır.

20 YY’dan günümüze, ABD ile AB, dünyanın geleceği üzerine ipotek koyma planları yapmaktadırlar. Müslümanların çoğunlukta olduğu ve vazgeçilmez gördükleri kutsal yerlerin orta doğuda olması nedeniyle birinci ayağı âlimler ve ulemalar şehri Bağdat işgal edilmiş, Arapların içinde zaten bir Yahudi devleti olan ileri karakol durumunda İsrail bulunmaktadır. Ermenistan zaten her geçen gün güçlendirilen bir çıbanbaşıdır. Kürdistan hayallerini gerçekleşmek için her türlü yolu denemektedirler.

Suriye ve Iranın açıkça hedef olduğu ve sıranın Türkiye ye geleceği dillendirilirken, epey bir zamandır da İran, Türkiye ve Suriye’nin aktör olarak seçildiği gerçeği ile karşı karşıya olduğumuzu göz ardı etmemeliyiz. PKK, DHKPC vb. terör örgütlerini “Kol kırılır yen içinde kalır” mantığı içinde bırakılması için çaba sarf etmeliyiz.

Birleşmiş Milletler Emperyalizmin bir kurumu görünümünden çıkamamış ve devletlerarasındaki sorunlara neşter vuracak durumda değildir. İslam Ülkeleri yüz yıldır yeni dünya düzeninde birlik olma adına politikalar üretememektedirler.

Bütün bunları alt alta koyduğumuzda tüm musluklar ABD ve AB için akmakta olduğu ve planlarının birer birer gerçekleştiği görülmektedir.

Bizim şom ağızlı aydın, yazar ve çizerlerimiz günlük kendi yaşamlarını düşünerek ahkâm kesmekte ve halkımızın birlik ve beraberlik ruhunu yok etme ve ülke idarecilerini gaflete düşürme işi ile meşguldürler. İçerdeki her olumsuzluk Emperyal zihniyetlerin umutlarını ve hırslarını artırmaktadır.

Bu durumda Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir cendere içine sokulmasına hiçbir akıl ve mantık sahibinin rıza göstermeyeceğine olan inancımı korumak istiyorum. Belirsizlik ortamlarında attığımız ve atacağımız her adım milletimizi içinden çıkılması çok zor olan sıkıntılar içine sokmuş ve sokacaktır. Bunun bedelini de kuşkusuz Türk halkı ödeyecektir.

Ülkeyi yönetenler, yönetmeye talip olanlar ve halkımız görünen gerçekleri göz önüne alarak karar vermek zorunda olduklarının bilinciyle hareket etmeleri gerektiğine inanıyorum.

01 Kasım 2015 Genel Seçimleri, şayet yapılacak olursa bu düşünceler ve gerçekler göz ardı edilmeden geçirilmelidir.

Ülkemizin iç ve dış politikalarından sorumlu hükümet ile koruma ve kollama görevini üstlenmiş olan kurum ve kuruluşlarımız ile siyasi partilerimiz, ülkemizin içinde bulunduğu durumları daha iyi değerlendirecekleri gerçeğini asla göz ardı etmiyorum. Kamuoyunun onlara güvenmelerini ve provokasyonlara gelmemelerini yürekten arzuluyorum. Askeri harekât kararı alınsa bile bunun bir milli mutabakatla alınmasının en doğru yol olduğu görüşündeyim.

Büyük Önder’in “Başarı elde etmek için aydınlar ile milletin hedefleri bir olmalıdır. Aydınların halka sunacağı fikirler milletin ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır” sözünü, her zaman hatırlamalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti Devletine itidal yakışır. Bundan asla taviz vermemeliyiz.

Allah’ a emanet olunuz.

Yazarın Diğer Yazıları