KULAKLARIN çınlasın Kardeşim Zülküf! Senin “Besle yetimi…” diye başlayan kısa ve özlü bir sözün vardır. Haklı olarak çok sık söylediğin bu sözünü “Doyur öksüzü oysun gözünü” olarak, bu satırlara böyle yakışacağı için değiştirdim. Aslında, orijinali ve senin söyleyişinin yüklediği ve ifade ettiği anlam çok daha etkileyicidir.
Hayat çok kısa ama çok da uzun solukludur. Dün nerelerdeydik bu gün nerelerdeyiz. Allah’a şükür bilenler biliyor ama bilmeyenler biraz düşünmelidirler. Kimlerin kimlere el açtıklarını, korkuları ve korkanları, çaresizliği, çaresizleri ve çaresizliklerini hatırlasınlar. Ne yazık ki; aşağılık komplekslerini üzerlerinden atamayanlar için ne bu sözler ne de geçmiş ve gelecek hiç önemli değildir. Onların bu günleri önemlidir.
“Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az”
Yetimi anası elinden tutar büyütür… Okutur diploma aldırır, ama o anasını geçindirmekten aciz, anasına iş arar, büyüklerinden yardım ister. İster ki; anası onu beslemeye devam etsin… Yetmeyince kendisi besleyecek açık kapıların hepsini dener… Olmadı mı? Alır eline sazını bildiği şarkıyı okumaya başlar, “İş yok, düzen bozuk, ülke, yönetenler, burjuvalar, kapitalistler, komünistler, faşistler, düzene lanet olsun…” Sözde yarı Edebiyat yarı da Felsefe… Sonuç sıfır X sıfır = Sıfır.
Okumuşlar! Ama ana kucağında yeterli tecrübeyi yaşamamışlar, diploma almışlar ama pratikte uygulama cesaretine sahip olamamışlar. Ucundan başlasa da ukalalığı ve aşağılık kompleksleri yakasını bırakıp bunlara, başarıya giden yola girmelerine müsaade etmemiş. Elit olmak için çabalamışlar ve kendilerini elit olduğuna inandırmışlar ve halkı da buna inandırmak için kullandıkları en iyi bildikleri hünerleri ve kariyerleri de onları yalnız bırakmış.
Yok, onu anlayan dil yok… Sonunda aşağılara düşmüşler. Dedikodu ve magazinin içinde boğulmaya karar vermişler. Kapının her tokmağının kalkıp indirilmesine, havlayan damlardaki maniler misali…
Bunlara “Oğlum kendinden büyüklerle tartışma, geçmişini bilirler” diye hiç nasihat eden de olmamış. Ana kucağında tembelliğe ve duyguları suiistimalden başka hiçbir şey öğrenmemişler.
Olur, en yakın dost ve kardeşlerimizle kavgalar edilir, gerektiğinde küfürler bile edilebilir, ama dosta da düşmana da hakkı ne ise verilir ve verilmeye devam edilir. Ama asla yalakalık, ukalalık ve arkadan dolaşma gibi bir huylar olmaz almamalıdır.
İnançlı insan Allah’tan başka kimseye el açmaz, açan elleri de boş çevirmez, Açarsa eğer bir faniye ona ölünceye kadar saygıda da kusur etmez edemez. İnancımızın ve namus anlayışımızın önceliği toplumdaki duruşumuzdur. Onu da cibilliyetimize borçluyuz. Diploma makam, para ve mevkiler cibilliyetli insanların sıfatlarıdır. Onları, her an bir kalıp sabun içine hapis etmeyi bilir ve becerirler.
Yıllardır bulunduğu yere fikriyle, eylemiyle hiçbir fayda sağlayamayan, hem kel hem fodul olanlar dedikoduya ve ukalalığa devam edin, yollarınız açık olsun.
Allah’a emanet olunuz.