Feyzullah Turan

ŞEYTAN SOFRASINI TERK EDELİM

Feyzullah Turan

“YUKARI köyde yalan söyledim aşağı köye geldim kendim de inandım” yalancının sözü olduğu söylenir. Aslında, bir gerçeği anlatmak için atalarımız tarafından söylenmiş kısa ve özlü bir sözdür.

Günlerdir sahalarda siyasetçileri dinledik, herkes kendi siyasi görüşüne uygun kimler ne söylemiş ise ona ve onların sözlerine inandı ve inandığı şekilde sandığa giderek oyunu kullandı.

Hep gördük ve şahit olduk. “Yaşa var ol, öl de ölelim, bu millet seninle gurur duyuyor, sen Peygamber tarafından görevlendirildin, sen mehdisin, sen kurtarıcısın” vb.

Buna benzer övgülere mazhar olan birçok siyasetçiler yaşadığı güç ve duygu zehirlenmesi sonucu nefsine yenik düşüp zıvanadan çıktıkları gibi, övgüleri yağdıranlar da gün geçti kendi getirdikleri yerlerdeki insanları gerçekten kurtarıcı ve insanüstü görmeye başladılar.

Yaklaşık kırk gün boyunca hepsini dinledik, gördük hepsinin hallerine şahit olduk.

Bu geçen süre içerisinde, hayatını, Türk-İslam, Kültür ve medeniyetini gençliğimizin ve halkımızın yüreğine nakşetmeye adamış büyük dava adamlarına, fikir ve ilim babalarına hiç kulak asmadık.

Hürriyet ararken köleliğe, adalet ararken zulme, mutluluk ararken bunalıma, muhabbet ararken kin, nefret ve ahlâksızlın ağına düşmemek için çaba harcamadık.

Sevgili Yusuf Hacıoğlu’nun dediği gibi oynadığımız okey oyununda taş atarken gösterdiğimiz hassasiyeti, ülkemizin ve milletimizin geleceği için gösteremiyoruz.

İnancımıza göre, dünya bir misafirhane, imtihan hane ve ahretin tarlası olması gerekirken, hapishane, hastane, tımarhane, kumarhane ve meyhane haline dönüştürmek için elimizden gelen her şeyi yapmışız ve yapıyoruz.

Bu gün, siyasi tablo nasıl olursa olsun, yepyeni bir gün, kriz çıkarmak, düşman çatlatırcasına hoyratlaşmak, kin ve nefret kusmak hiç kimseye yaramaz. İntikam almaya yönelik bir takım komplo teorileri üretme yerine barışa ve kardeşliğe yönelik projeler üretmeliyiz.

Biz önce Müslüman’ız, yolumuz da Kur’an ve sünnettir diyebiliyorsak, asırlardır düşürüldüğümüz tuzak içinde beyhude çırpınıp durmamalıyız. Nefsin şeytan sofrasını terk etmeliyiz. İrademize sarılmalıyız.

Bu gün 8 Haziran 2015, bu gün halkın önüne açılan sayfa yepyeni bir sayfadır. Bilinçli de olsa bilinçsiz de olsa hazırlanan malzemeyle yapılan yemek budur bunu yemek zorunda olduğumuzu kabullenmeliyiz. Muhtemelen 4 veya 5 partili bir Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partilerin, kendi ideolojilerinin doğrultusunda değil Türk Milletinin çıkar ve menfaatleri doğrultusunda strateji geliştirmeleri gerekmektedir.

Ne olursanız olun neye inanırsanız inanın saygı görmeniz gerektiğini yürekten düşünen biriyim. Ammaaaaa! Anadolu’da Peygamberinin yolunda giden, Hz. Ömer gibi adalet dağıtan, Hz. Ali gibi ibadetini yapan, Ahmet Yesevi’yi pir olarak yüreğinde hisseden, Hünkâr’a, Yunus Emre’ye, Said-i Nursi’ye saygı ve muhabbet besleyen insanları, (Türk- Kürt, Alevi-Sünni, O tarikat, bu Cemaat) Vb. ayrıştırmaya yönelik çatışma ortamlarından uzaklaştırmalıyız.

Bu gün, kimse kerameti kendinden menkul sanmamalıdır. Eteklerimizdeki taşları döküp halkın birliğini sağlayacak çalışmalar yapmalıyız. İnat etmenin, diretmenin ve karşı çıkmanın, başka oyunlar içine girmenin hiç kimseye faydası olmaz. Gemimiz yaralıdır, su almaktadır, biz giren sudan fazla suyu boşaltarak gemimizi kıyıya çıkarmanın yollarını aramalıyız.

Batan geminin kaptanının kim olduğu hiç önemli değildir.

Allah’a emanet olunuz

Yazarın Diğer Yazıları