| 07 Haziran genel seçimlerinden bu yana ülkemizin Güneydoğusunda adeta bir can pazarı yaşanmaktadır. Ne oldu da bu böyle oldu sorusunu halk haklı olarak birbirine sormaktadır. Her gün asker, sivil ve polisimiz şehit edilmektedir. Ülkenin her yanına ağır ağır kin ve nefret duyguları yayılmaktadır.
Ülkemizin siyasetçileri de 1 Kasım seçimlerini nasıl lehimize çeviririz ümidiyle politika üretmektedirler. CHP’yi kınıyorum. Bu gün milletin yüreği yanarken emeklilerimize 1.650.- TL. bayram harçlığı verilmesi için TBMM’sine önerge vermiştir. Ben bir emekli olmama rağmen bunu CHP gibi kökü Büyük Öndere dayanan bir partiye yakıştıramıyorum. Bu günler, meclisin, halkımızın özellikle Güneydoğu halkının çektiği sıkıntıları masaya yatırıp çare arayacağı günlerdir. Ülke yavaş yavaş iç savaşa doğru sürüklenmektedir. Oturup bunları düşünmelidir. Emekliye bayram harçlığı meclisin bugünkü işi olmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın 400 vekil açıklamasını da uygun bulmuyorum. Devletimizin bekası milletimizin dirliği; 660 bin askeri, 260 bin polisi, köklü kurum ve kuruluşları ve 60 yıllık demokrasi tecrübesi ile sadece,400 milletvekiline, sivil bir Anayasaya ve bir başkana bağlanamaz. Milletimize bu filmler 1980’li ve1990’lı yıllarda defalarca izletildi. 13 yıldır siyasi partiler kanununu değiştiremeyen, dokunulmazlıkları kaldıramayan, Anayasa yapamayan, her geçen gün toplumdaki ayrışmanın ve kamplaşmanın artmasında çok büyük bir payı olan ve ülkeyi bu güne getiren Ak Parti iktidarlarının, sorumluluk kabul etmeden, bu gün yaşananları; Başkanlığa, 400 Milletvekiline ve HDP’nin barajı geçmesine, şer ittifakına, dış güçlere falan filan bağlaması kadar komik bir savunma olabilir mi? Ülkenin iyi yönetilmediğini yıllardır söylüyor ve yazıyorum.
Sayın Başbakanın kullandığı savunma üslubunu da yanlış görüyorum. Başkalarına vebal yüklemekle, ülkesi, milleti ve vatanı için canını seve seve vermeye hazır bir camianın lider ve kadrolarına siyasi de olsa terörden ve kandan beslendiklerini söylemekle ülkenin birliğine ve dirliğine hizmet edilmiş olmaz. Daha da zıtlaşmayı ve ayrıştırmayı hızlandırır. Sevgili kardeşlerim, açılım, Sayın Cumhurbaşkanının Başbakanlığında başlatılan bir proje değil miydi? Biz bu proje başladığı zaman, “Gerçek olmaz çünkü siz muhatapları ve Akil dediğiniz insanları yanlış seçiyorsunuz” demiştik. O bölgenin sözü geçen şıhları, şeyhleri hatırı sayılır eşraflarını muhatap alıp onları halkın huzuruna akil olarak çıkarın demiştik. Ama gidildi terör örgütü ve yandaşları muhatap alındı. Açılım, bir devletin sınırları içinde yaşayan ve yaşamak zorunda bırakılan kendisini ben başkayım diye gören kesimlere karşı hoşgörülü olmak, sosyal ve kültürel farklılıklarını yaşamalarına imkân sağlamak için alınacak bir dizi tedbirlerin hayata geçirilmesi olarak değerlendirilmesi ve tüm stratejilerin bunun üzerine yapılmasının gerektiği söylendi. Hatta o günlerde benim partimin genel başkanı Sayın Destici, bazı il ve ilçe teşkilatlarını karşısına alarak “Hükümetin tasarrufudur, 4 aydır şehit cenazesi gelmiyor belki başarılı olabilirler. Bekleyip görelim” demişti. Geçen yıllarda; “Bu ülkeyi sattılar, hainler, işbirlikçiler, AKPPKK, silahlı teröriste ve İmralı canisine meşruiyet kazandıracaklar, serbest bırakacaklar” gibi suçlama yapan siyasetçileri ve sokaktaki vatandaşı da kınıyorum. Bunların hiç birisine katılmıyorum. Atasözümüz vardır, “Her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır” Her siyasi partinin, bağlı olduğu bir zihniyeti, ideolojisi ve stratejisi vardır. Onlar öyle der biz böyle deriz, başkaları da başka bir yol söyler. Önemli olan bunun halk nezdinde ne kadar kabul gördüğü veya görmediğidir. İşte milli irade dedikleri şey budur. Halk 6 Haziranda tercihini koydu. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını onayladı ama Devlet Başkanlığı onanmadı. Bunu kaşımak bu ülkeye hayır getirmez. Korkular ile yönetilen devlet her zaman yanlış yapmıştır ve yapmaktadır. Atatürk’ten sonra, İsmet Paşanın irtica korkusunun yaşattığı acılar, milletimizin ruh ve vicdanına iyice yerleştirildi. Ceremesini bu günkü CHP yıllarca fazlasıyla ödemiş ve 9ödemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve muhalefetin 17-25 Aralık kavgası korkarım gelecek yıllarda bizi tipik bir Ortadoğu ülkesi durumuna düşürmez. Halkın %50’si ile kavgalı gösterilen Cumhurbaşkanı ve her geçen gün de kendisine muhalefetin keskinleştiği bir ülkenin son durağı, bir Mısır, bir Suriye vb. olmaz inşallah! Yıllardır söylüyorum ama cesaret eden bir parti ve lider yok. “Kürt kardeşlerimizi bir avuç iç, dış ve Devlet işbirlikçinin elinden kurtaracak, Güneydoğuda toprak reformu yapacağım, ey millet!” diyebiliyor musunuz?” Allah şehitlerimizin mekânı cennet, geride kalanlarına da sağlık ve afiyetler nasip etsin inşallah! |
| Allah’a emanet olunuz… |