Okan Diril

ÇİFTÇİ SANDIK İSTİYOR, KOLTUĞU GERÇEK SAHİBİ DEVRALMALI

Okan Diril

Torbalı’nın verimli topraklarında, gelecek sezonun tohumları ekilmeden önce, çiftçileri ve ilçenin geleceğini doğrudan ilgilendiren çok daha kritik bir hasat gündemde: Ziraat Odası’nın Liderliği. Resmi takvim 2027’yi gösterse de, çiftçilerin nabzı sandığın daha erken kurulması yönünde atıyor. Bu acil çağrının merkezinde, mevcut Başkan Yılmaz Girgin’in ikili rolü yatıyor. Girgin, AK Parti ilçe başkanı olarak partisinin teşkilatına yön verdi, yerelde siyasi ağırlığını her daim hissettirdi ve ilçenin kalkınma projelerinde aktif bir aktör oldu. Bu icraatlarıyla siyasi arenada gerçekten takdir topladı.

Ancak iş Ziraat Odası'na gelince, aynı yoğunluğu ve odağı görmek maalesef mümkün olmadı. Bir insanın iki ayrı liderlik koltuğunda aynı verimlilikte oturamayacağı gerçeği, burada tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Çiftçinin kapısını çalmak, hammadde artışından hasat sıkıntısına her derdini birebir dinlemek, pazarlık masasında üreticiyi güçlü temsil etmek tam zamanlı bir iştir. Girgin’in enerjisi ve zamanı kaçınılmaz olarak bölününce, ziraat odası giderek daha fazla ‘idari’ bir birime, çiftçi ise ‘dosya numarası’na dönüşme riskiyle karşılaştı. Siyasi başarılar, ziraat odası koltuğunda hissedilen boşluğu dolduramadı. Bu durum, doğal olarak çiftçiler arasında derin bir algı yarattı: “Oda boş kaldı.” Bu his, sadece fiziki bir boşluktan değil, asıl olarak odanın ruhunun, misyonunun ve çiftçiyle olan sıcak temasının sekteye uğramasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin en bereketli ovalarından birindeki üreticiler, kendilerini fiilen başkansız hissetme noktasına geldi. İhtiyaç duydukları, sadece ismi var kendi yok bir makam değil, tam zamanlı ve tam adanmış bir liderliktir.

Neyse ki oda, bu boşluğu tamamen sahipsiz bırakmadı. İşte tam da bu noktada, Özkan Burgaz’ın adı öne çıkıyor. Burgaz, odanın içinde neredeyse ‘görünmez bir sütun’ gibi çalışıyor. Son belediye meclisinde, tam da çiftçiyi ilgilendiren Çiftçi Malları Koruma Meclisi’ni yönetmek üzere listesini başarıyla kabul ettiren isim oydu. Bu, onun kurumsal alandaki etkinliğinin resmi bir kanıtıdır. Pratikte ise, çiftçi kayıt sisteminden üretici birlikleriyle koordinasyona, hasat dönemi lojistik sorunlarından hükümet destekleri için yapılan yoğun bürokratik yazışmalara kadar birçok hayati görevi fiilen sırtlanmış durumda. Onun ofiste geçirdiği uzun saatler, tarlada yaptığı sayısız ziyaret, çiftçilerle kurduğu samimi diyalog, odanın aslında ‘iş yapan’ kalbi haline geldiğinin en büyük kanıtı. Bu yükün altına gönüllü olarak girmesi ve bunu bir angarya değil, hizmet aşkıyla yapması, onu sadece bir yönetici değil, çiftçinin gerçek ‘dert ortağı’ yapıyor. Hem siyasi çevrelerde hem de ziraat camiası içinde sevilen ve saygı duyulan bu profil, tam da bu yüzden çiftçiler ve delegeler nezdinde “Bu işin gerçek sahibi” intibası uyandırıyor. O, ziraat odasını sadece bürokratik bir birim olarak değil, sahada nefes alan, çiftçinin yanı başında duran bir örgüt olarak yeniden kurgulamaya hazır.

Peki ya diğer potansiyeller? Bu seçim sadece iki isim arasında geçmiyor. Torbalı’nın köklü ailelerinden gelen İzzet Celep, Celepler soyadıyla bölgede derin bir saygınlığa sahip. Geleneksel tarım değerlerini ve aile çiftçiliğinin istikrarını temsil eden bu profil, özellikle köklü geçmişe önem veren, toprakla kadim bir bağı olan geniş bir çiftçi kitlesi için güven verici ve sağlam bir alternatif olabilir.

Bir diğer dikkat çekici isim ise Sinan Uslu. Merhum başkanlardan Murat Uslu’nun oğlu olarak, hem ailesel mirası hem de genç ve dinamik enerjisini taşıyor. Aktif siyaset içindeki tecrübesi ve örgütlenme becerileri, odanın iletişim gücünü artırabilecek bir potansiyel sunuyor. Ancak geçmiş seçimlerde aday olan ve çiftçilikten ziyade siyasi kimliğiyle öne çıkan bazı isimlerin, odayı bir ‘siyaset odası’na dönüştürme çabalarının çiftçi tarafından net bir şekilde reddedildiği unutulmamalıdır. Uslu’nun bu tarihi hatadan ders çıkarıp, babası merhum Murat Uslu’nun çiftçi nezdindeki itibarını ve saygınlığını yeniden inşa edecek samimi bir duruş sergilemesi, onun için en doğru yol olacaktır.

Ancak mevcut tablo ilginç bir ikilemi gözler önüne seriyor. Yılmaz Girgin, geçmişte yapılan bir seçimde delegelerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak başkan seçilmişti. Bu, geçmişteki hizmetlerine duyulan güvenin bir göstergesi. Fakat aynı zamanda, fiili yükün büyük kısmını sırtlayan Özkan Burgaz’ın da yönetim kurulunda aktif rol alması ve önemli komiteleri yönetmesi, odanın gerçek işleyişine dair önemli bir ipucudur. Bu durum, geleceğe dair doğal bir geçişin ve liderliğin aslında sahada kimin elinde olduğunun sessiz bir kabulü gibi. Ayrıca, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar gibi üst düzey isimlerin ziyaretlerinde ODAYI temsil eden dinamik yapının, bu fiili liderlikle uyum içinde olduğu görülmektedir.

Sonuç olarak, Torbalı Ziraat Odası sadece bir başkanlık değil, bir ‘zaman yönetimi’ ve ‘iş tanımı’ krizini aşmak zorunda. Çiftçinin sesi net ve yüksek: Sandık bir an önce kurulsun. Bir tarafta, siyasi alandaki başarıları takdir edilen ancak odaklanma sorunu nedeniyle ziraat odasını hak ettiği önemi veremeyen, çiftçiyi ‘oda boş kaldı’ hissine sürükleyen mevcut başkan; diğer tarafta, uzun zamandır odanın fiili operasyonel liderliğini yapmış, çiftçinin güvenini ve sevgisini kazanmış, bu işe tam zamanlı adanmış bir isim var. Potansiyel diğer adaylar ise bu geçiş sürecinde hem denge unsuru hem de zenginlik olarak değerlendirilebilir. Özkan Burgaz, artık kağıt üzerinde değil, fiilen, bu geçiş için en hazır isim. Girgin, başarılı siyasi kariyerine tam zamanlı odaklanırken, Ziraat Odası'nın direksiyonunu, çoktan yola koyulmuş olan, bu iş için biçilmiş kaftana bırakmalı. Torbalı tarımı, ancak o zaman tüm potansiyelini gerçek anlamda hayata geçirebilecek, dinamik ve çiftçiyle tamamen iç içe bir yönetime kavuşacak. Bekleyiş bitmeli, hareket ve tercih zamanı gelmeli.

 

Yazarın Diğer Yazıları