Emzirmenin anne sağlığına uzun vadeli katkısı: Kanser riskini azaltabiliyor

Emzirmenin yalnızca bebek sağlığı açısından değil, anne sağlığı bakımından da önemli katkılar sunduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, araştırmaların emzirme ile meme ve yumurtalık kanseri riskinin azalması arasında ilişki olduğunu gösterdiğini söyledi. Uzmanlar, emzirmenin koruyucu katkılarına rağmen düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Haberin Özeti

  • • Emzirmenin yalnızca bebek sağlığı açısından değil, anne sağlığı bakımından da önemli katkılar sunduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, araştırmaların emzirme ile meme ve yumurtalık kanseri riskinin azalması arasında ilişki olduğunu gösterdiğini söyledi. Uzmanlar, emzirmenin koruyucu katkılarına rağmen düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Emzirme denildiğinde çoğunlukla anne sütünün bebek gelişimine katkıları akla geliyor. Ancak bu doğal süreç, annenin uzun vadeli sağlığı açısından da kazanımlar sağlayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, emzirmenin anne sağlığına katkılarının da toplumla paylaşılması gerektiğini belirtti.

Meme kanseri riskinde yaş, genetik özellikler, hormonal etkenler ve yaşam alışkanlıklarının birlikte rol oynadığını ifade eden Pehlivanlar Dar, tek bir davranışın kanseri kesin olarak önleyemeyeceğini vurguladı. Dar, “Bununla birlikte emzirme, değiştirilebilir risk etkenleri arasında anne sağlığı lehine katkı sunan süreçlerden biridir” dedi.

Emzirme süresi uzadıkça risk azalabiliyor

Toplam emzirme süresi uzadıkça meme kanseri riskindeki azalmanın daha belirgin hale gelebildiğini belirten Pehlivanlar Dar, bu ilişkinin arkasında hormonal değişimler ve meme dokusunun geçirdiği dönüşümün bulunduğunun düşünüldüğünü söyledi.

Emzirme sırasında yumurtlamanın bir süre baskılanmasının, yaşam boyunca gerçekleşen adet döngülerinin ve bazı hormonal uyarıların azalmasına katkıda bulunabildiğini kaydeden Dar, gebelik ve emzirme dönemlerinde meme hücrelerinde meydana gelen farklılaşmanın da olası koruyucu mekanizmalar arasında değerlendirildiğini ifade etti.

Yumurtalık kanseri açısından da emzirme ile risk azalması arasında ilişki bulunduğuna dikkat çeken Dar, daha uzun emzirme sürelerinin daha düşük riskle bağlantılı olabildiğini belirtti. Bu durumun olası nedenlerinden birinin, emzirme döneminde yumurtlamanın baskılanmasıyla yaşam boyu yumurtlama sayısının azalması olduğunu aktardı.

Ancak her kadında aynı düzeyde koruyucu etki görülmesinin beklenemeyeceğini vurgulayan Dar, kişisel risk değerlendirmesinde aile öyküsü ve genetik yatkınlık gibi etkenlerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Emziremeyen anneler suçluluk duymamalı

Emzirmenin kanser riskini azaltmaya katkıda bulunmasının, hastalığın kesinlikle gelişmeyeceği anlamına gelmediğini belirten Pehlivanlar Dar, emzirmiş kadınlarda da meme veya yumurtalık kanseri görülebileceğini hatırlattı. Benzer şekilde emzirememiş olmanın da bir kadının mutlaka bu hastalıklara yakalanacağı anlamına gelmediğini ifade etti.

Dar, “Amaç korku oluşturmak değil, emzirmenin anne ve bebek açısından taşıdığı değeri anlaşılır biçimde anlatmak ve kadınların sağlık kararlarını doğru bilgiyle desteklemektir” diye konuştu.

Emzirmenin sürdürülebilmesi için annelere uygun koşulların sağlanması gerektiğini de belirten Dar, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF’in bebeklerin ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmesini, altıncı aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin iki yaşına kadar ve sonrasında sürdürülmesini önerdiğini hatırlattı.

Bu önerinin yalnızca kanserden korunma amacı taşımadığını vurgulayan Dar, emzirmenin anne ve bebeğin sağlık ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

Emzirme sürecinde annelere destek önemli

Doğum sonrasındaki ilk günlerde bebeğin memeye doğru yerleştirilmesi, etkin emmesinin sağlanması ve annenin yaşadığı ağrıların değerlendirilmesinin emzirme sürecini kolaylaştırabileceğini belirten Dar; süt miktarıyla ilgili kaygılar, yorgunluk ve işe dönüşün de annelerin desteğe ihtiyaç duyduğu konular arasında yer aldığını söyledi.

Emzirmeyi sürdürmekte zorlanan annelere yalnızca devam etmelerinin söylenmesinin yeterli olmadığını ifade eden Dar, sağlık çalışanlarının danışmanlığı, aile içindeki iş paylaşımı ve iş yerindeki uygun koşulların bu süreçte önemli olduğunu dile getirdi.

Dar, emziremeyen ya da çeşitli nedenlerle emzirmeyi erken bırakmak zorunda kalan annelerin suçluluk duygusuyla baş başa bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Annelik başarısı emzirme süresiyle ölçülemez. Bir annenin ihtiyacı bazen emzirme tekniği konusunda yardım, bazen dinlenme, bazen de kendisine ve bebeğine uygun bir beslenme planıdır. Sağlık iletişiminin merkezinde baskı kurmak yerine destek sunmak bulunmalı” dedi.

Emzirme, düzenli kontrollerin yerini tutmuyor

Emzirmenin meme kanseri riskini azaltmaya katkı sunabilse de meme sağlığı kontrollerinin yerine geçmediğini vurgulayan Dar, kadınların yaşlarına ve kişisel risk durumlarına uygun tarama planlarını hekimleriyle birlikte belirlemeleri gerektiğini söyledi.

Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri bulunan kadınların bu bilgiyi hekimleriyle paylaşmasının, gerektiğinde genetik değerlendirme ve kişiye özel takip açısından önem taşıdığını kaydeden Dar, emzirme döneminde fark edilen kalıcı veya büyüyen meme kitlelerinin yalnızca süt birikmesine bağlanmaması gerektiğini belirtti.

Meme başından kanlı akıntı, ciltte çekinti veya belirgin şekil değişikliği gibi bulguların değerlendirilmesi için gecikilmemesi gerektiğini ifade eden Dar, emzirmenin gerekli tıbbi incelemelere engel olmadığını ve uygun inceleme yönteminin hekim tarafından belirlenebileceğini söyledi.

Pehlivanlar Dar, emzirmenin anne ve bebek sağlığını birlikte gözeten bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiğini belirterek, doğru bilgiye, pratik yardıma ve anlayışlı bir destek ortamına erişimin önemini vurguladı. Emzirmenin meme ve yumurtalık kanseri riskinin azaltılmasına katkıda bulunabileceğini hatırlatan Dar, kişisel sağlık takibinin ise her koşulda sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.